
TÜRÇEP’ten “Su mu, Maden mi?” çağrısı: “Su yaşam hakkıdır, ticari meta olamaz”
(AH12) – Türkiye Çevre Platformu (TÜRÇEP), 21 Mart Uluslararası Ormanlar Günü ve 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, ormanlar ve su kaynakları üzerindeki baskılara dikkat çekerek, özellikle madencilik faaliyetlerinin su varlıkları üzerindeki etkilerine karşı uyarıda bulundu. Açıklamada, “Su yaşam hakkıdır ve hiçbir ekonomik faaliyet bu hakkın önüne geçemez” denildi.
TÜRÇEP tarafından yapılan basın duyurusunda, 2026 yılı Uluslararası Ormanlar Günü temasının “Ormanlar ve Ekonomi” olduğuna işaret edilerek, ormanların yalnızca doğal yaşam açısından değil, gıda güvenliği, insan sağlığı ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından da kritik öneme sahip olduğu vurgulandı. Ormanların, temiz hava sağlamanın yanı sıra milyonlarca insan için geçim kaynağı olduğu ve ekosistemlerin devamlılığında hayati rol oynadığı belirtildi.
Açıklamada, artan ormansızlaşma, arazi tahribatı ve iklim krizinin bu sistemleri geri dönüşü zor bir noktaya sürüklediği ifade edilerek, Türkiye’de orman yangınları, kontrolsüz odun üretimi ve orman alanlarının farklı amaçlarla kullanıma açılmasının ciddi tehdit oluşturduğu kaydedildi. Orman yangınlarının önlenmesi için etkin bir yönetim sistemi kurulması, erken uyarı mekanizmalarının güçlendirilmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması gerektiği belirtildi.
“Türkiye su stresi yaşayan ülkeler arasında”
22 Mart Dünya Su Günü’nün önemine de dikkat çekilen açıklamada, dünya üzerindeki suyun büyük kısmının tuzlu olduğu, erişilebilir tatlı su oranının ise oldukça sınırlı kaldığı ifade edildi. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre yaklaşık 2 milyar insanın güvenli suya erişemediği hatırlatıldı.
Türkiye’nin kişi başına düşen yıllık 1.519 metreküp su miktarıyla “su stresi” yaşayan ülkeler arasında yer aldığı belirtilen açıklamada, özellikle Konya Kapalı Havzası’nda yeraltı su seviyelerinin hızla düştüğü, sulak alanların yok olduğu ve su bütçesinin ciddi açık verdiği vurgulandı.
Madencilik faaliyetleri ve plansız kentleşmenin su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekilen açıklamada, denetimsiz faaliyetlerin yeraltı ve yerüstü sularını kirlettiği, su havzalarının tahrip edildiği ve bunun halk sağlığını doğrudan etkilediği ifade edildi.
“Bu bir çevre sorunu değil, yaşam hakkı sorunu”
TÜRÇEP açıklamasında, “Su mu, maden mi?” başlığıyla yayımlanan bildiride, madencilik faaliyetlerinin su kaynaklarını tükettiği, kirlettiği ve ekosistemlere zarar verdiği belirtilerek, “Bu artık sadece bir çevre sorunu değil, yaşam hakkı sorunudur” denildi.
Bildiri metninde, maden faaliyetlerinin yalnızca suyu değil toprağı, havayı ve gıdayı da kirlettiği vurgulanarak, ağır metallerin insan sağlığı üzerinde uzun vadeli etkiler yarattığına dikkat çekildi. Ormanların yok edilmesinin su döngüsünü bozduğu, kuraklık ve sel riskini artırdığı ifade edildi.
Talepler sıralandı
TÜRÇEP, açıklamasında şu taleplere yer verdi:
- Su havzalarında madencilik faaliyetlerinin yasaklanması
- Yeraltı su kaynaklarının mutlak koruma altına alınması
- Orman alanlarında madenciliğe izin verilmemesi
- Su hakkının anayasal güvence altına alınması
- Madencilik ve kentsel gelişim politikalarının su kaynaklarını koruyacak şekilde yeniden düzenlenmesi
Açıklamada, “Su ticari bir meta değil, temel bir haktır” vurgusu yapılarak, doğal varlıkların korunmasının toplumsal bir zorunluluk olduğu ifade edildi.
TÜRÇEP Yürütme Kurulu Üyesi ve Meşe Derneği Başkanı İhsan Aytemiş imzasıyla yapılan açıklamada, “Altın susuz içilmez, para susuz yenmez. Su biterse sadece nehirler değil, medeniyetler de kurur” ifadelerine yer verildi.



