
Haber: Kemal BATUR
MUŞ (AH12) - Uluslararası Ekokırım Farkındalık Günleri kapsamında İstanbul ve Muş'ta düzenlenen konferansların Muş ayağında çevre örgütleri, bilim insanları, hukukçular ve ekoloji aktivistleri bir araya geldi. Katılımcılar, özellikle altın madenciliği, jeotermal projeler ve ekosistemler üzerindeki tahribata dikkat çekerek ekolojik yıkıma karşı ortak mücadele çağrısında bulundu. Türkiye Çevre Platformu Koordinatörü Abidin Özkaymak, "Dayanışmayı büyütelim, ortak hedeflerde buluşalım ve yaşamı birlikte örelim" derken, Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Eşref Atabey ise "Türkiye'de ilk durdurulması gereken altın madeni çalışması Ağrı Diyadin'deki projedir" dedi.
Uluslararası Ekokırım Farkındalık Günleri etkinlikleri kapsamında İstanbul ve Muş'ta gerçekleştirilen konferanslar altı gün sürdü. Muş'taki toplantı, Muş Belediyesi Bursa-Muş Kardeşliği Gençlik ve Eğitim Merkezi'nde yapıldı.
Konferansın koordinasyonunda Doğa İçin Sanat Derneği, Muş Meşe Derneği, Muğla Çevre Platformu, Van Çevre, Tarihi Eserleri Araştırma ve Koruma Derneği, Zilan Ekoloji Platformu, Batman Çevre Platformu ve Türkiye Çevre Platformu yer aldı.
Türkiye'nin farklı kentlerinden çevre ve ekoloji örgütlerinin temsilcileri ile uzmanların katıldığı toplantıda Irak ve Güney Amerika'dan gelen konuklar da yer aldı. Konferansta, doğanın korunması için ulusal ve uluslararası dayanışma ağlarının güçlendirilmesi, ekokırım kavramının dünya kamuoyunda daha görünür hale getirilmesi ve çevre mücadelelerinin ortaklaştırılması konuları ele alındı.
AYTEMİŞ: "DOĞAYI SAVUNAN HERKESLE DAYANIŞMAYI ÖNEMSİYORUZ"
Konferansın açılış konuşmasını yapan Muş Meşe Derneği Başkanı İhsan Aytemiş, çevre mücadelesinin yerelden evrensele uzanan bir dayanışma zemini oluşturduğunu belirterek, toplantıya katılan tüm kurum ve temsilcilere teşekkür etti.
Aytemiş, ekolojik yıkımın sınır tanımayan bir sorun olduğuna dikkat çekerek, doğayı savunan tüm kesimlerle ortak mücadeleyi büyütmenin önemine vurgu yaptı.
ÖZKAYMAK: "MADENCİLİK FAALİYETLERİ BÖLGENİN DOĞASINI TEHDİT EDİYOR"
Türkiye Çevre Platformu Koordinatörü Abidin Özkaymak ise bölgede yürütülen madencilik projelerine dikkat çekti. Ağrı'nın Diyadin ilçesinde sürdürülen altın madeni faaliyetlerine ilişkin konuşan Özkaymak, şunları söyledi:
"2015 yılında başlayan Diyadin'deki altın madeni faaliyetlerinden ancak 2025 yılında haberdar olabildik. Bu durum çevre mücadelelerinde dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Dayanışmayı büyütelim, ortak hedeflerde buluşalım ve yaşamı birlikte örelim."
DR. ATABEY: "SİYANÜRLÜ ALTIN MADENCİLİĞİ İSTEMİYORUZ"
Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Eşref Atabey de çevre sorunlarının temelinde bilimsel verilerin dikkate alınmaması, rant odaklı politikalar ve liyakat eksikliği bulunduğunu savundu.
Altın madenciliğinin çevresel etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Atabey, "Bir ton kaya öğütülerek yalnızca 0,80 gram altın elde ediliyor. Siyanür kanser yapmaz ama öldürür. Bu nedenle siyanürlü altın madenciliğini istemiyoruz. Altın madenciliğinin yasaklanmasını talep ediyoruz" dedi.
Atabey, Ağrı Diyadin'deki altın madeni projesinin Murat Nehri Havzası üzerindeki olası etkilerine dikkat çekerek, "Türkiye'de ilk durdurulması gereken altın madeni çalışması Diyadin'deki projedir. Çünkü bu faaliyet, Murat Nehri Havzası'nda yaşayan yaklaşık 1,5 milyon kişinin su kaynaklarını olumsuz etkileyebilir" ifadelerini kullandı.
"TBMM'DE ÇEVRE SORUNLARI DAHA FAZLA GÜNDEME GELMELİ"
Avukat İpek Sarıca ise çevre ve ekoloji konularının siyasi gündemde yeterince yer bulmadığını belirterek, "TBMM'de çevre sorunlarının daha çok ele alınmasını istiyoruz" dedi.
Ordu'dan konferansa katılan Avukat Nil Hilal Gündüz de bölgelerinde altın madenciliğine karşı yürüttükleri hukuki mücadeleyi anlattı. Gündüz, "Bakanlıklar Ordu'daki altın madeniyle ilgili sorumluluğu üstlenmiyor. Burayı kimin denetlediği konusunda ciddi bir belirsizlik var" diye konuştu.
VENEZUELA'DAN EKOKIRIM MESAJI
Konferansa Venezuela'dan katılan çevre aktivisti Dayanna Almar Uraina ise dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan çevresel yıkımlara değinerek, doğa haklarının insan haklarından ayrı düşünülemeyeceğini söyledi.
Uraina, "İnsanlar, su, hayvanlar, rüzgârlar ve gelecek kuşaklar birbirine bağlıdır. Adalet yalnızca insanlar için değil, doğadaki tüm yaşam için de geçerlidir" dedi.
SARIM VADİSİ İÇİN ÇAĞRI
Ziraat Mühendisi Cuma Karaaslan da Diyarbakır ile Bingöl sınırları arasında bulunan Sarım Vadisi'nin ekolojik önemine dikkat çekti.
Karaaslan, "Bu bölge temiz kalabilmiş ender su kaynaklarından biri. İçerisinde çok sayıda endemik tür bulunuyor. Halk olarak bu bölgenin korunması için mücadele edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Toplantının moderatörlüğünü yapan Doğa İçin Sanat Derneği temsilcisi Göksen Ezeltürk ise çevre mücadelelerinde yaşanan hukuki sorunlara dikkat çekerek, "Burası bizim vatanımız, toprağımız, ekmeğimiz ve suyumuz. Sahip çıkmak için geç kalmamalıyız" dedi.
KATILIMCILAR DİYADİN VE VARTO'YA GİDECEK
Konferansın ardından katılımcıların bir bölümünün Ağrı'nın Diyadin ilçesindeki altın madeni sahasında incelemelerde bulunacağı belirtildi. Bir grup katılımcının ise Muş'un Varto ilçesinde jeotermal sondaj çalışmalarına karşı nöbet tutan yurttaşları ziyaret ederek dayanışma göstereceği ifade edildi.



