
Haber: Kemal Batur/AjansHaber12/ANKA
(BİNGÖL) - Sosyolog ve öğretmen-yazar Doğan Karasu, Bingöl’ün 351 köyünü 8 yıl boyunca dolaşarak kentin kültürel, tarihi ve toplumsal hafızasını kayıt altına aldı. Köylerde fotoğraf arşivi oluşturan, tarihi yapıları, geleneksel mimariyi, eski araç ve gereçleri belgeleyen Karasu, çalışmasını toplam 834 sayfadan oluşan iki ciltlik bir seyahatnameye dönüştürdü. “Çewlig” adıyla Nas Yayınları tarafından yayımlanan eser, Bingöl’ün geçmişten bugüne geçirdiği değişime de ışık tutuyor.
351 KÖYÜ ADIM ADIM DOLAŞTI
Karasu’nun 8 yıllık çalışmasının temel amacı, Bingöl’ün 351 köyünün maddi ve manevi değerlerini, kültürel birikimini ve tarihsel geçmişini kayıt altına almak oldu. Köyler hakkında önceden bilgi toplayan Karasu, saha çalışmalarını özellikle yaz aylarında, insanların köylerine yoğun olarak döndüğü ve üretim faaliyetlerinin sürdüğü dönemlerde gerçekleştirdi.
Çalışmada köyler çevreden merkeze doğru bir güzergâh izlenerek ele alındı. Köylerin günümüzde kullanılan isimlerinin yanı sıra eski ve özgün adları da kayda geçirildi.
Karasu, köylerdeki bilgileri büyük ölçüde o yerleşimlerin geçmişine tanıklık etmiş yaşlılardan derledi. Böylece yalnızca fiziki mekânları değil, köylerin sözlü tarihini, yaşam biçimlerini, geleneklerini ve geçmişteki toplumsal yapısını da çalışmasına dahil etti.
ÖNCE FOTOĞRAFLADI, SONRA YAZDI
Çalışmaya fotoğrafçılık eğitimi alarak başladığını belirten Karasu, ilk aşamada Bingöl’ün köylerini fotoğraflayarak kapsamlı bir görsel arşiv oluşturdu.
Fotoğrafların zamanla yazılı bir çalışmanın temelini oluşturduğunu anlatan Karasu, köylerin geleneksel mimarisini, geçmişte kullanılan araç ve gereçleri, tarihi yapıları ve mezarlıkları fotoğraflayarak belgeledi.
Karasu’nun çalışmasıyla birlikte zaman içerisinde kaybolma riski bulunan birçok yapı, eşya, gelenek ve yerel bilgi de kayıt altına alınmış oldu.
“GEÇMİŞİ KAYDEDERKEN GELECEĞE DE AYNA TUTTUK”
Karasu, çalışmanın yalnızca geçmişi belgelemek amacı taşımadığını, Bingöl’ün gelecekte nasıl bir değişim yaşayabileceğine ilişkin de önemli bir kayıt oluşturduğunu belirtti.
Bingöl’ü eski yapısıyla birlikte kayıt altına almaya çalıştığını ifade eden Karasu, geçmişin izlerini belgelemekle birlikte, bu kayıtların kentin dönüşümünü ve gelecekte alabileceği biçimi görmek açısından da bir ayna niteliğinde olduğunu söyledi.
“ÇEWLİG” ADINI NEDEN TERCİH ETTİ?
834 sayfalık iki ciltten oluşan seyahatnamenin “Çewlig” adıyla yayımlanmasının nedenini de anlatan Karasu, Bingöl’ün tarih boyunca farklı isimlerle anıldığını belirtti.
Karasu, Bingöl, Çabakçur ve Çewlig isimlerinin kentle özdeşleşen adlar arasında bulunduğunu, bunlar arasında eski dönemlerde en fazla kullanılan isimlerden biri olması nedeniyle eserinin adında “Çewlig”i tercih ettiğini ifade etti.
Nas Yayınları tarafından iki kitap halinde yayımlanan eser, Bingöl’ün köylerini yalnızca coğrafi özellikleriyle değil, tarihsel ve kültürel unsurlarıyla birlikte ele alıyor.
İNANÇ VE MİMARİ TARİHİ İÇİN KAYNAK
Karasu, çalışmanın Bingöl’ün inanç haritası ve eski mimarisi üzerine araştırma yapmak isteyenler açısından da önemli bir kaynak oluşturabileceğini belirtti.
Köylerde hangi inanç gruplarının yaşadığı, geçmişte yaşamış insanların inançları, ritüelleri ve köylerdeki tarihi dokunun çalışmada izlenebileceğini belirten Karasu, seyahatnamenin ileride yapılacak farklı araştırmalara da kaynaklık edebileceğini söyledi.
BAZI KÖYLERDE “DEFINECİ” SANILDI
Köyleri kayıt altına alırken ilginç durumlarla da karşılaştığını anlatan Karasu, özellikle eski yapıları ve mezarlıkları fotoğrafladığı bazı köylerde defineci zannedildiğini belirtti.
Köylülere eski yapıları ve mezarlıkları sorduğunda insanların önce şaşırdığını, ardından geçmişe ilişkin bildikleri yerleri göstermeye başladığını anlatan Karasu, bazı köylülerin kendisine eski yerleri göstermek ve çalışmaya yardımcı olmak için işbirliği teklif ettiğini aktardı.
AHMET SAY’IN FOTOĞRAFLARI İLHAM OLDU
Karasu, Bingöl’ün köylerini kayıt altına alma fikrinin oluşmasında, 1960’lı yıllarda Bingöl’ün bir köyünde öğretmenlik yapan Ahmet Say’ın çektiği fotoğrafların önemli bir etkisi olduğunu belirtti.
Besteci ve piyanist Fazıl Say’ın babası olan Ahmet Say’ın yıllar önce Bingöl’de öğretmenlik yaptığı dönemde çektiği fotoğrafların kendisini etkilediğini ifade eden Karasu, bu görsel mirastan hareketle kentin geçmişine ilişkin kapsamlı bir kayıt oluşturmak istediğini söyledi.
Karasu, çalışmaya fotoğrafçılık eğitimi alarak başladığını ve ilk olarak bütün köyleri fotoğrafladığını belirterek, zaman içerisinde bu görsel kayıtların yazılı bir kaynağa dönüştüğünü ifade etti.
BİNGÖL COĞRAFYASINDAKİ DEĞİŞİME TANIKLIK ETTİ
Sekiz yıl süren saha çalışması sırasında Bingöl coğrafyasındaki değişimlere de tanıklık eden Karasu, kentteki akarsu ve çayların zaman içerisinde barajlarla çevrelendiğini gözlemlediğini söyledi.
Karasu’nun çalışması, bir yandan köylerin geçmişteki sosyal ve kültürel yaşamını kayıt altına alırken, diğer yandan Bingöl coğrafyasının geçirdiği fiziksel dönüşümü de belgeleyen kapsamlı bir saha çalışması niteliği taşıyor.
351 köyü kapsayan ve 834 sayfadan oluşan iki ciltlik “Çewlig” seyahatnamesi, Bingöl’ün sözlü tarihinden geleneksel mimarisine, eski yerleşim adlarından inanç ve yaşam biçimlerine kadar çok sayıda unsuru bir araya getirerek kentin kültürel hafızasına kalıcı bir kayıt bırakmayı amaçlıyor.



