
BİNGÖL/(AH12) – Bingöl'ün Solhan ilçesine bağlı Arslanbeyli Köyü'nde yürütülen maden arama ve haritalandırma çalışmalarına ilişkin açıklama yapan Arslanbeyli Köyü Ekonomik, Sosyal, Ulaşım, Sanat, Kültürel, Hukuki, Eğitim, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, sürecin şeffaf yürütülmesini istedi. Dernek, çevresel etkilerin bilimsel olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, gerekli hukuki girişimlerde bulunacaklarını açıkladı.
Dernek Başkanı Cevdet Karaman imzasıyla yapılan yazılı açıklamada, Arslanbeyli Köyü'nün tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yaptığı, köy merkezinin Kalehan-1 Barajı'nın inşasıyla sular altında kaldığı belirtilerek, köyün kalan bölümünün ise maden arama faaliyetleri nedeniyle yeni bir süreçle karşı karşıya olduğu ifade edildi.
Açıklamada, Bosna Yatırım Limited Şirketi tarafından köy sınırları içerisinde geniş bir alanda haritalandırma yöntemiyle maden arama ve tespit çalışmalarına başlandığının öne sürüldüğü belirtilerek, çalışmaların önemli bir bölümünün köylülere ait tapulu araziler, meralar ve orman alanlarını kapsadığı iddia edildi.
Dernek, köy halkının ve muhtarlığın yeterince bilgilendirilmeden çalışmalara başlanmasının katılımcılık ve şeffaflık ilkeleri bakımından soru işaretleri oluşturduğunu savundu.
"Orman izinleri açıklanmalı"
Açıklamada, çalışma alanının önemli bölümünün orman vasfı taşıyan bölgeler içerisinde bulunduğu belirtilerek, Orman Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında alınması gereken izinlerin bulunup bulunmadığının kamuoyuna açıklanması istendi. Gerekli izinler alınmadan faaliyet yürütülmesi hâlinde bunun ilgili mevzuat açısından değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
"Su kaynakları ve ekosistem risk altında olabilir"
Dernek açıklamasında, haritalandırma çalışmalarının yürütüldüğü bölgenin köyün önemli su kaynaklarını barındırdığı, aynı zamanda Murat Nehri havzasını besleyen doğal su toplama alanları içerisinde yer aldığı kaydedildi.
Bu nedenle planlanan maden arama ve olası işletme faaliyetlerinin yer altı ve yer üstü su kaynakları, tarım alanları, biyolojik çeşitlilik ve doğal yaşam üzerindeki etkilerinin bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi gerektiği belirtilen açıklamada, çevresel risklerin kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılması çağrısı yapıldı.
Açıklamada, Anayasa'nın 56'ncı maddesinde düzenlenen sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına da atıfta bulunularak, çevreyi koruma yükümlülüğünün hem devlete hem de vatandaşlara ait olduğu ifade edildi.
"Yasal haklarımızı kullanacağız"
Dernek, çevreyi ve köy halkının haklarını gözeten yatırımlara karşı olmadıklarını ancak yeterli bilgilendirme yapılmadan ve çevresel etkiler ortaya konulmadan yürütülen çalışmaları kabul etmediklerini belirtti.
Açıklamada, "Tüm yasal haklarımızı kullanacağız ve gerekli idari ile hukuki başvuruları yapacağız." denildi.
Yetkili kurumlara sürecin denetlenmesi çağrısında bulunan dernek, maden arama çalışmalarını yürüten şirketi de kamuoyunda oluşan soru işaretlerini giderecek şekilde şeffaf davranmaya davet etti.



