
(AH12) – 21 Şubat Dünya Anadili Günü dolayısıyla bir açıklama yayımlayan Zaza-Der, yapay zeka (AI) teknolojilerinin azınlık dilleri üzerindeki etkilerine dikkat çekerek Zaza dili ve kültürünün dijital çağda yeni bir eşitsizlikle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Açıklamada, “Yapay zeka tarafsız değildir; beslendiği veri ve öncelikler üzerinden mevcut güç ilişkilerini yeniden üretir” denildi.
Zaza-Der, AI sistemlerinin büyük ölçüde çoğunluk dillerinde üretilmiş verilerle eğitildiğini, bu nedenle Türkçe ve İngilizce gibi dillerin dijital alanda avantajlı konumda bulunduğunu belirtti. Zazacanın ise veri yetersizliği nedeniyle algoritmalar tarafından ya tanınmadığı ya da hatalı işlendiği ifade edildi. Açıklamada, “Dil yalnızca konuşulmadığında değil, algoritmalar tarafından tanınmadığında da yok sayılır” ifadesine yer verildi.
Zaza kültürünün büyük ölçüde sözlü geleneğe dayandığı hatırlatılan metinde, masallar, ağıtlar, deyişler ve yerel anlatıların bağlamından koparılarak yalnızca “içerik”e dönüştürülmesi riskine dikkat çekildi. Kültürün, salt aktarılan bilgi değil, aktarma biçimi olduğu vurgulandı.
Açıklamada, gelecekte yapay zeka sistemlerinin Zazaca şiir, masal ya da ağıt benzeri metinler üretebileceği; ancak bunun kültürün devamı mı yoksa simülasyonu mu olduğu sorusunun kritik olduğu belirtildi. “Kültür, öznesiz kaldığında folklorlaşır” denilerek, yaşayan anlatıcıların ve dil taşıyıcılarının süreç dışına itilmesine karşı uyarıda bulunuldu.
Zaza-Der, Zazacanın yapay zeka karşısında pasif biçimde korunması yerine özne haline getirilmesi gerektiğini belirterek şu önerileri sıraladı:
- Zazaca içerik üreten kurumların kendi dijital arşivlerini oluşturması,
- AI sistemlerine yalnızca veri sağlayan değil, veri kullanımını denetleyen aktörler olunması,
- Zazacanın yalnızca çeviri dili olarak değil, bağımsız bir düşünme ve yazma dili olarak kullanılması,
- Yerel anlatıcıların ve dil taşıyıcılarının dijital süreçlerin merkezinde yer alması.

Açıklamada, yerel dernekler, dil kursları, sözlü tarih çalışmaları, küçük ölçekli yayınlar ve topluluk temelli dijital platformların, kültürel varlığın sürdürülebileceği alanlar olduğu ifade edildi. Bu alanların yapay zekaya bilinçsiz entegrasyon yerine mesafeli ve bilinçli bir ilişki kurması gerektiği kaydedildi.
Zaza-Der, Dünya Ekonomik Forumu’nun Davos toplantısında tarihçi ve düşünür Yuval Noah Harari’nin yapay zekanın dil ve anlatı üzerindeki etkilerine ilişkin uyarılarını da hatırlatarak, bu tartışmanın azınlık dilleri açısından ertelenemez olduğunu belirtti.
Açıklamanın sonunda şu ifadelere yer verildi:
“Zaza dili ne folklorik bir kalıntı ne de dijital vitrin süsüdür. Yaşayan ve kendi adına konuşan bir dildir. Yapay zeka sistemlerinin Zazacayı nasıl gördüğü değil; Zazaların bu sistemlerle hangi koşullarda ilişki kuracağı belirleyicidir. Dilimizin algoritmik görünmezliğe mahkum edilmesine karşı bilinçli ve kolektif bir dijital direnç hattı örüyoruz.”
Zaza-Der, akademisyenlere, yazılımcılara, sanatçılara ve dil emekçilerine çağrıda bulunarak, Zaza dili ve kültürünün yapay zeka çağında “koruma nesnesi değil, mücadele eden bir özne” olarak yer alacağını belirtti.



