
(AH12)– ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’de Esad sonrası dönemde Kürtlerin ve Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) geleceğine ilişkin kapsamlı bir açıklama yaptı. Barrack, mevcut süreci Kürtlerin on yıllardır mahrum bırakıldığı haklara kavuşması açısından “tarihi bir fırsat” olarak nitelendirdi.
Barrack, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Beşar Esad rejimi döneminde Kürtlerin vatansızlık, dil yasakları ve sistematik ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığını hatırlatarak, Devlet Başkanı Ahmed el-Şara liderliğindeki yeni hükümetle birlikte tam vatandaşlık, kültürel koruma ve siyasi katılım yolunun açıldığını belirtti. Barrack, Kürtlerin Suriye devletine entegrasyonunun bu hakların anayasal güvenceye alınması için en gerçekçi seçenek olduğunu vurguladı.
“DSG’nin birincil güç olma rolü miadını doldurdu”
ABD ile DSG arasındaki ortaklığın temelinin IŞİD ile mücadele olduğunu ifade eden Barrack, sahadaki koşulların köklü biçimde değiştiğini söyledi. Barrack, “2019’da IŞİD’in bölgesel hilafeti yenilirken DSG en etkili ortağımızdı. O dönemde muhatap alınabilecek işleyen bir merkezi devlet yoktu. Ancak bugün Suriye, IŞİD Karşıtı Küresel Koalisyon’un 90. üyesi olmuştur. Şam yönetimi artık güvenlik sorumluluklarını ve cezaevlerinin kontrolünü devralmaya hazırdır. Bu nedenle DSG’nin sahadaki birincil güç olma gerekçesi büyük ölçüde miadını doldurmuştur” ifadelerini kullandı.
18 Ocak anlaşması
Barrack, ABD’nin ayrı bir DSG yapısını sürdürmek yerine barışçıl bir geçişi kolaylaştırdığını belirterek, 18 Ocak’ta imzalanan entegrasyon anlaşmasının ayrıntılarını paylaştı. Anlaşmanın, DSG savaşçılarının Suriye ulusal ordusuna bireysel olarak katılımını, petrol sahaları, barajlar ve sınır kapıları gibi stratejik noktaların Şam yönetimine devrini ve IŞİD mahkumlarının tutulduğu cezaevleri ile kampların kontrolünün merkezi hükümete bırakılmasını öngördüğünü kaydetti.
Federalizm vurgusu
ABD’nin Suriye’de uzun süreli askeri varlık hedeflemediğini belirten Barrack, Washington’ın önceliğinin ayrılıkçılık ya da federalizm olmadığını ifade etti. Barrack, “Önceliğimiz Suriye’nin ulusal birliğini ilerletmek, uzlaşmayı desteklemek ve IŞİD kalıntılarını tamamen bitirmektir. Kürtlerin yeni Suriye devletine entegrasyonu; Kürtçe eğitim, kültürel hakların korunması ve Nevruz’un ulusal bayram olarak tanınması gibi kazanımları, kalıcı ve anayasal bir statüye kavuşturacaktır” dedi.
Süreçte risklerin devam ettiğini belirten Barrack, ABD diplomasisinin Kürt hakları ve IŞİD’le mücadele konularında güvence sağlanması için çabalarını sürdüreceğini ifade etti.
Barrack’ın açıklamasında öne çıkan başlıklar şöyle sıralandı:
- Kürtler için Esad sonrası geçiş süreci, tam vatandaşlık ve anayasal haklar açısından “tarihi bir fırsat” olarak görülüyor.
- ABD-DSG ortaklığının temelini oluşturan IŞİD’le mücadele bağlamı büyük ölçüde sona ermiş durumda.
- DSG’nin sahadaki birincil askeri güç rolünün gerekçesi kalmadı.
- 18 Ocak anlaşması, DSG unsurlarının bireysel olarak Suriye ulusal ordusuna entegrasyonunu öngörüyor.
- Petrol sahaları, barajlar ve sınır kapıları Şam yönetimine devredilecek.
- IŞİD mahkumlarının tutulduğu cezaevleri ve kampların kontrolü merkezi hükümete bırakılacak.
- ABD, ayrılıkçılığı veya federalizmi değil, Suriye’nin ulusal birliğini destekliyor.
- Washington’ın öncelikleri; IŞİD kalıntılarının tamamen tasfiye edilmesi ve Kürtlerin tam siyasi vatandaşlık haklarına kavuşması.



